Ateroskleroz, dünyada ki en yaygın hastalık ve birinci ölüm nedenidir. Ateroskleroz, ateromların, içi yumuşak, dışı sert yapısından dolayı Yunanca athero- (lapa) ve -sclerosis (sertleşme) sözcüklerinden türetilmiştir. Atardamarları (arterleri) etkileyen bir hastalıktır  orta boy ve büyük arterlerde görülen “aterom” veya “plak” olarak adlandırılan yapısal bozukluklardan (lezyonlardan) oluşur. Aterom, hangi safhada olduğuna bağlı olarak çeşitli yapılar barındırabilir: Aterom, damarın yüzey tabakası kalınlaşmış büyük bir alanının ortasında bulunan, yumru gibi, yumuşak sarımsı bir birikimdir. Arter lümenine yakın noktalarda kan hücrelerinden (makrofajlardan) oluşur. Bunun altında bazen kolesterol kristalleri ve ilerlemiş lezyonların tabanında kireçlenme (kalsifikasyon), hatta bazen kemikleşme de olabilir.  Ateroskleroz iki patolojik sorun oluşturur. Birincisi, aterom zaman içinde yırtılabilir ve içinden çıkan parçalar akıntıyla gidip daha dar damarları tıkayabilir (tromboz). İkincisi, aterom yırtılmasa da büyümesi sonucunda damarın daralmasına (stenoz) yol açabilir. Her iki durumda da damar tarafından beslenen organa yetersiz kan gitmiş olur.  En yaygın görülen süreç, hassas plak olarak adlandırılan yumuşak plakların yırtılmasıdır. Bunun sonucunda yırtılan düzensiz yüzeyde oluşan kan pıhtısı, kanı 5 dakika gibi kısa bir sürede yavaşlatır veya durdurur ve ölüme yol açabilir. Bu olaya enfarktüs denir. Bunun en yaygın senaryosu kalp krizidir, yani trombozun bir koroner arterin içinde meydana geldiği miyokard enfarktüs  tür. İlerlemiş ateroskleroz da görülen başka bir yaygın senaryo ise kladikasyon olarak adlandırılır, bu durumda stenoz ve anevrizmanın birleşimi sonucu bacaklara yeterli kan gitmez ve bunun sonucu hasta topallar. Böbrek, bağırsak ve diğer organlardaki arterler de aterosklerozdan etkilenebilir.

 

 

Belirtileri:     Ateroskleroz genelde erken ergenlik çağında başlar, çoğu büyük arterde bulunur ancak damarın önemli bir bölümü tıkanıncaya kadar veya plak çatlayıp komplikasyonlar ortaya çıkana dek kendini belli etmez ve çoğu tıbbi tanı yöntemiyle de farkedilmez. Darlık belirli bir düzeyin üzerine çıkıp etkilenen damarın beslediği organ yada bölgeye yeterli kan ulaştırılamadığında şikayetler başlar.      Örneğin kalbi besleyen koroner damarlar tıkanmaya başladığında göğüs ağrısı, şah damarlar tıkanırken geçici veya kalıcı felç, böbrek damarları tıkanırken yüksek kan basıncı ve bacak damarları tıkanırken ise yürüme ağrısı yada gangrenler gelişebilir.

 

 

Risk   faktörleri Aterosklerozla ilişkili çeşitli anatomik, fizyolojik ve davranışsal risk faktörleri bilinmektedir:

  • Genetik yatkınlık
  • İleri yaş
  • Erkek cinsiyet
  • Diyabetveya bozulmuş oral glikoz toleransı (IGT) +
  • Dislipidemi (yüksek serum kolesterol veya trigliserit düzeyleri)
    • Serumda yüksek LDL (“kötü kolesterol”), “lipoprotein küçük a” (bir LDL çesiti) veya VLDL konsantrasyonu
    • Serumda düşük HDL (“iyi kolesterol”) konsantrasyonu.
  • Sigara kullanımı
  • Yüksek kan basıncı+
  • işmanolmak (Özellikle sentral, abdominal veya erkek-tipi tabir edilen obezite) +
  • Hareketsizlik
  • Serumda yüksek homosistein seviyesi
  • Serumda yüksek ürik asit seviyesi
  • Serumda yüksek fibrinojen konsantrasyonu +
  • Kronik, sistemikyangı (enflamasyon) belirtileri (yüksek akyuvar, hs-CRP ve başka işaretler sayılabilir, bunlar rutin klinik testlerde henüz bakılmamaktadır).[2].
  • Stresveya klinik depresyon
  • Hipotiroidizm(yavaş çalışan tiroid bezi)

Tanı: Ateroskleroz belirtiler oluşuncaya kadar çoğu kez tanınmaz. Teşhis için kullanılan testler aterosklerozun organ tutulumlarını belirlemeye yöneliktir. Bunlar Doppler ile ayak bileği kol basınç indeksi, damarların Doppler ultrasonografi incelemesi, Bilgisayarlı tomografik anjiografi, manyetik rezonans anjiografi, anjiografi ve kalp için stres testleridir. Tedavi     Eğer ateroskleroz  semptom gösterirse semptomlar (örneğin anjina pektoris) tedavi edilebilir. Hastalığı geri döndürmek mümkün olmamakla beraber yavaşlatmak veya nadiren durdurmak mümkündür. Bu amaçla risk faktörlerine yönelik tedaviler planlanır.

 

Önce sigrayı bırakmak veya düzenli egzersiz gibi ilaçsız tedavi yöntemleri denenir. Bu yöntemler fayda etmezse kardiyovasküler hastalıkların tedavisinde ilaç kullanımına geçilir. Yeni ilaçlar keşfedildikçe bu yaklaşım daha etkili olmaktadır.  . Klinik araştırmalarda yararlı olduğu bulunan tedavi hedefleri şunlardır: lipoprotein dengesizlikleri, yüksek kan şekeri (yani diyabet), yüksek kan basıncı, homosistein, sigara terki, pıhtı faktörlerini hedefleyen pıhtı önler (antikoagulan) almak, tuzlu su kaynaklı balık eti yiyerek Omega-3 yağlar almak, egzersiz yaparak kilo kaybetmek.   Statinler olarak adlandırılan ilaç grubu, aterosklerotik hastalıkla ilişkili olayların önüne geçmekte çok başarılı olmuştur. Ancak fizyolojik risk faktörlerinde önemli bir azalma elde etmek için birden fazla ilacı birlikte kullanmak , gündelik ve süresiz olarak almak gerekmektedir. Karmaşık ve etkili tedavi rejimleri izleyen hastaların fizyolojik özelliklerinin damarlarda yağ çizgilerinin görülmesinden evvelki çocukluk dönemine benzediği gözlemlenmiştir. LDL’nin bir kalıtsal çeşidi olan Lipoprotein küçük a’nın azaltılması gündelik yüksek vitamin B3 (niasin) dozları almakla mümkündür. Niasin aynı zamanda LDL taneciklerin daha büyük olmasını ve HDL işlevinin artmasını sağlar. Statinlerle niasin’in, bağırsak kolesterol emilme inhibitörleri (ezetimibe ve daha az etkili olan fibratların) hastanın dislipipidemik özelliklerini iyileştirdiği ve klinik olayların tekrarını azalttığı bulunmuştur. Koruyucu tedavide kolesterol azaltıcı ilaçların ölüm oranlarını azaltmıştır (örneğin AFCAPS/TexCAPS denemesinde). Aynı sonuçlara ulaşmak için beslenme değişikliği yapmak genelde ilaç tedavisinden çok daha az etkili olmuş ve kişilerin sağlıklı bir diyeti sürdürme başarıları düşük olmuştur. Halen aterosklerozu olmayan diyabetli kişilerin aterosklerozlu diyabetsizlere kıyasla uzun vadede aterosklerozdan çok daha kötü etkilendikleri bulunmuştur. Bu yüzden diyabet, ileri ateroskleroz dengi olarak görülmektedir. Homosistein seviyelerinin normal düzeye düşürülmesi, özellikle bunun beslenmede Omega-3 yağ kullanımı ile yapılmasının koruyucu etkileri olduğu altı klinik çalışma tarafından gösterilmiştir. Aerobik egzersiz, kilo kaybı ve beslenme değişiklikleri de faydalı olmakla birlikte genelde daha az etkilidir ve çoğu kişi için uzun süre devam ettirilmesi sorunludur. Tibbi tedaviler genelde semptomlara odaklıdır. Ancak uzun dönemde hastalığın nedeni olan süreçleri düzeltme yönündeki tedavilerin daha etkili olduğu gösterilmiştir. Kısa dönemde yararlı olan cerrahi müdaheleler arasında, daralmış damarları genişletmek için anjiyoplasti ve daralmış damarların etrafından yeni bağlantılar oluşturan baypas ameliyatı sayılabilir. Antioksidan korumayı artırmak amacıyla yüksek dozlu E veya C vitamini kullanımının bir faydası olduğu çift kör bir klinik çalışmada gösterilememiştir. Ancak bu çalışmalar, etkili olduğu iddia edilenden daha düşük dozlar kullanılarak yapılmıştır. Statin ilaçlarının başarısının arkasında yatan, kullananların ölüm oranlarında gözlemlenen azalmalardır. Bu ilk olarak “4S” olarak adlandırılan, kalp krizi geçirmiş ve ilerlemiş hastalığı olan kişilerde yapılmış olan ilk geniş çaplı, plasebo kontrollü, randomize klinik denemede gösterilmiştir. 4S’de statin kullananların mortalite oranı plasebo alanlara kıyasla %30 daha düşük olmuştur. Bu çalışmaya katılanlar arasında dıyabetli olan bir alt grup için statin ile plasebo arasındaki mortalite farkı %54 olmuştur. 4S’den sonra yapılan diğer klinik denemelerde mortalite oranında daha da büyük düşüşler bulunmuştur. ASTEROID denemesinde (ref. 3) plak hacminde gerileme görülmüştür. Özetle, hastalığın en etkili tedavisi için, çok yönlü ve sinsi yönlerini anlayıp bir veya birkaç tedavi yöntemi yerine birçok ve farklı tedavi stratejisini birleştirmek etkili olmaktadır. Kan lipitlerinin lipoproteinler tarafından taşınma özelliklerini değiştirmek gibi başarılı olmuş yaklaşımlarda, semptomlardan hem önce hem de hemen sonra saldırgan tedavi kombinasyonları kullanmak daha iyi sonuç vermiştir. Aterosklerozla ilişkin risk taşıyan hastalara koruyucu olarak düşük doz aspirin ve bir statin verme uygulaması yaygınlaşmaktadır. Ancak, semptomsuz kişilerin tedavi edilmesi tıp camiasında tartışmalıdır. Aterosklerozun neden olduğu başlıca olaylar:

  • Koroner kalp hastalığı,
  • Kalp krizi,
  • Beyin damar hastalıkları sonucu inme, felç
  • Böbrek ve barsaklar gibi diğer organların tutulumu ve tutulumun derecesine göre organa ait hastalıklar
  • Kol ve bacakların damar hastalıkları
  • Yapılan bypassların tıkanması
CategoryAteroskleroza, Damar
Write a comment:

*

Your email address will not be published.